tahammül sınırları

yoruldum..
paramparçayım artık.
herşey ,herkes anlaşmış gibi üzerime gelmeye devam ediyor.
hiç bir şey görmek istemiyorum.
sadece zaman istiyorum.
gözlerimi kapatıp biraz dinlenmek ve herşeyden arınmak..
insanlardan uzaklaşmak .
zor olandan kaçıp gitmek değilde tahammül istiyorum.
dedim ya yoruldum , tükendim insanlardan.
sığınacak bir liman belkide.
açık denizde batmayı bekleyen bir sandal gibi hissediyorum.



kızıla çalan mavi






uzun bir gecenin ardından rıhtımda güneşin doğuşunu bekliyorum. 
kızıl bir sabah olucak anlasılan.hafif bir sis var havada.
tahtanın sabah serinliğindeki kokusu geliyor burnuma..
her şey mükemmel olucak gibi hissediyorum.
sanki yeniden başlıyorum.. yeniden kırılmak için yeni bir güne adım atıyorum.
her sabah günün ne getireceğini bilmeden..
sessizce bekliyorum.

  






Aşk Köpekliktir..

"düşümü gerçekleştirdiğimden de emin değilim. böyle bir düşüm  var mıydı, yok muydu , ondan bile emin değilim.
kafam çok karışık. daha da kötüsü , eskiden Stefan'ı düşündüğümde güzel ,iyi,masumiyetle ilgili duygular uyanırdı içimde..
coşkuyla,heyecanla,umutla dolardım. şimdi büyük bir öfke var. bazen insanlıktan çıktığımı hissediyorum. düşündüklerim beni korkutuyor. gel gör ki düşünmeden de edemiyorum. olmuyor, beceremiyorum. bir de oturmuş aşkın saçma olduğunu anlatıyorum. ben de en az aşk kadar saçmayım. diyeceksiniz ki seni ,aşk saçma biri haline getirdi. doğru ama ben de direnemedim. asıl tutarsızlık bende. insan aptalca , anlamsız bulduğu bir tutkunun peşinden gider mi? "

diyor Ahmet Ümit "aşk köpekliktir" adlı kitabının arkasında.
haklı aslında hem nefret edip hem de öldüğümüz bir şey değil mi aşk?.
ölmek için yaşamak gibi..


Hiç Bilmediğim Bir Zamana..

bazen ertelediğim şeyleri düşünüyorum..
kim istemez ki deli gibi aşık olmayı,saçmalamayı , sevdiği şeyleri yapmayı, istediği yerleri gezmeyi..
sanatın her dalını severim halbuki . güzel bir müzik,resim ,kitap ,film...
hayatı güzel kılan şeylere aşığım.insanları severim ayırmadan , rüzgarı ,yeşili, güneşli havaları,kuşları , kelebekleri.
kendi mutluluğumla değil başkalarının mutluluklarıyla mutlu oluyorum uzun zamandır.
alıkoyuyorum beni hayattan bir süreliğine. şu an sayılarda kaybolmaya odaklanmam lazım..

      akmayan bir zamana bıraktım kendimi.
  dönüşüm ne zaman olur  hiç bilmiyorum. bilmemek de en iyisi galiba.
ne zaman ne olacağını kestirememek.. hayatın heyecanı kaçmasın diye (:



. Aşk ve Gurur .

aşkı en güzel anlatan filmlerden biri bence < Pride and Prejudice >..
o kadar ince işlenmiş ki duygular. kırgınlık,aşk,nefret,gurur,inat.. sanki bütün hisler patlayıverecekmiş gibi.
aşkın herşeyin ötesinde dokunulmaz , erişilmez ve biraz da anlaşılmaz olduğunun kanıtı.
bu filmi izleyince gerçekten hiç aşık olmadığımı hissediyorum. kavgaları ,birbirine zıt fikirleri belki de aynı yerden bakmaları..
bazı şeylere olan inancım tazeleniyor.her şey olacağına varır diyorum sonunda.
dansları mesela. insan ilişkileri gibi bir yakın bir uzak. birbirleri etrafında dolansalarda kavuşmaları ve ayrılmaları anlık.. karşı çıkışlar , görmezden gelmeler , gurur,dik başlılık..
içimizde korktuğumuz ,dışladığımız ,bizi biz olmaktan alıkoyan duygulara yenik düştüğümüz zamanlar.
ve her şeye rağmen ne kadar gizlenmeye çalışılsada ortaya çıkıveren hisler.
en sonunda da birbirne bağlanan gülüşler ..


kendime.

kendime acı çektirmeyi seviyorum.tüm bedenim ,ruhum kasılıyor. öyle ki her şey bazen o an daha anlamlı geliyor. sanki yeniden doğuyorum,herşeye yeniden başlıyorum.içim kuruyana kadar kendimi öldürüyorum.

bir vampire aşık olmak mı?

The Vampire Diaries..
etkilenmemek elde değil aslında.başta klişe bir diziymiş gibi geliyor ama işlenişi ve duyguları ekrandan yansıyor ruhumuza.belki görmek istemediğimiz duygular ,düşüncelerdir.
çelişkiler ,ikilemler, bencillikler, insanlığımız, iyinin kötülüğü,kötünün iyiliği..
sadece bir dizi olması önemli  değildir ,içindeki duygu karmaşası girdap gibi içine çekiyor bizi..
kararsızlıkların ve hislerin bunalımı siniyor içimize. afallamış ve bir o kadar da karışık hissediyorsunuz.


Farklı Hayallerin Farklı Hayatları..

Herkesin bir çocukluk hayali vardır mutlaka.Büyüyünce şunu olmak isterim bunu olmak isterim
filan diye hayaller kurardık.
Büyüyünce işler çocukluktaki hayaller gibi kolay olmuyor tabi. Bazen farklı yerlere , farklı hayatlara sürükleniyoruz.
Çocukken tarihi çok severdim mesela.tarihle ilgili şeyler okumayı, biriktirmeyi,anlatmayı..Dünyanın yedi harikasını okurdum büyülenerek.. İçimde hep bir uzakların hayali..
Renkli ,heyecanlı bir hayattı benim için.İnsanları görüyordun okudukça,duyguları,karmaşaları,entrikaları..
Belkide bu kadar sevmemin nedeni kendi duygularımın da ötesinde bu karmaşayı hissetmek , anlamaktı..
Şimdilerde tamamen farklı bir yerdeyim.Ruhum zayıflamış bu hayatın keşmekeşinden.. Sayıların arasında kaybolmam gerekiyor hiç bir şey düşünmeksizin..Düşünemiyorum da zaten ,kendimi ertelemeye alıyorum hep..