seni tanıyorum

 
 Seni tanıyorum serin bir sonbar rüzgarında  yahut ıssız bir yoldaki 
 sokak lambasının yalnızlığında ..
Tanıyorum işte sanki yıllardır tanıyormuş , biliyormuş gibi. Sakın  konuşma ! Belkide tüm tanışıklığımız anlamsız cümleler arasında yabancılaşacak. Ve sen benim o tanıdığım kişi olmayacaksın. 
 Yağmur yağıyor inceden ve damlalar nazlı nazlı süzülüyor toprağın koynuna. Hafiften bir rüzgar esiyor anıları savurarak.. Seni tanıyorum. Karşı yoldan geliyordun sessizce. Sözler ruhlara tesir etmezdi biliyorum. Sessizliğinde tanıyordum seni. Biraz kaybolmuş, biraz yalnız.
Hüzünlü bir havan vardı. Su damlalarının yere düşüşlerini  seyrediyordun ışık hüzmelerinin arasında. 
Ve öylece geçip gittin kendi yolunda.

Alacakaranlıkta Beklemek

 Değişken ruh hali, bir öyle bir böyle havalar, uzun sessizlikler ve kayboluşlar.

Hayallerimin içinde kaçıp gidiyorum , gerçekliği arkamda bırakarak. Korkuyorum galiba.
Yara almaktan , incinmekten. Çünkü bir kez incinince devamı geliyor. Kafamda bir türlü bitmek bilmeyen düşünceler var. Keşke bir kapatma düğmesi olsa düşüncelerimin  ve biraz da olsa huzur bulabilsem. Bazen öyle zamanlar geliyor ki tahammül edemiyorum.
 Değişmesini umduğum şeyleri hayal ediyorum hiç değişmeyeceğini bile bile. Çünkü hayal etmek iyi hissettiriyor.Hayal kırıklıklarına inat. Bazen çok uzaklaştığımı hissediyorum.Kendi kabuğuma çekiliyorum.
Bazen de hiç olmadığım kadar neşeli ve hayat dolu oluyorum. Yani tam bir dengesizlik abidesiyim.
 Bunlara rağmen hala umudumun olmasını da seviyorum.Sanki aniden bir şeyler yoluna giriverecekmiş gibi.
 Bazen   acı çekmenin güzelliğine  kapılıyorum. Midemin acıyla kasılmasını , içimde kocaman bir boşluk olmasını hazmediyorum.
Bazense her şey o kadar boş geliyor ki. Hayat amacı olmayanlar için gerçekten çok boş olmalı. Çünkü bir amacı olmalı insanın .Yaşamını anlamlandırabileceği , kendini adayabileceği bir hedef. Acı ve hayatın bileşimi bir zirve.Ve o boşlukta hep hatırlatıyorum kendime ben neden burdayım. Neden bu kadar acı çekiyorum. Hepsinin bir anlamı olmalı. Tecrübe gibi klişe bir kelimeyi  kullanmak istemiyorum. Ama bizi kamçılayan , hedeflerimizi hatırlatan tek şey acı. Hayat , sanat vb. her  şey acıdan besleniyor. Hiç "ne kadar mutluyum " diyen bir şair gördünüz mü? Çok olduğunu sanmıyorum. Acı bize tahammülü , dirençli olmayı , nedenlerimiz anımsatır. Mutlu olmak için şans tanır.  Anlayabilene..


içimden bi ses ..

   Sessizlikteyim , duymaya çalışıyorum beni. Uzun zamadır ne sesini duyuyordum ne de hissediyordum varlığını. Kaptırmışım kendimi , sürükleniyordum ordan oraya.. 


         " Uzaklara git" diyor sesim, hiçbir şey düşünmeyeceğin bir yere gitmelisin..Ama  bir yandan da kalmalısın diyor. Kendi kendiyle zıtlaşıyor. Bense ne kalabiliyorum ne de gidebiliyorum.Zamanın çarkları arasında sıkışıp kaldım. Kalmak için çok geç,gitmek içinse çok erken..